iletişim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
iletişim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Haziran 2016 Çarşamba

SOSYAL SORUMLULUK ANLAYIŞI

  Selamlar okurlarım... Bugün stajda iş yapmayınca halkla ilişkiler proje yarışmalarında hazırlanan pr projelerine göz atmak istedim. Projelerden çoğunun sosyal sorumluluk alanında olduklarını görünce aklıma Camı Kırık Gözlük'te sosyal sorumluluk ile ilgili bildiklerimi sizlere dilim döndüğünce aktarmak geldi. Sürç-i lisan edersem affola... :) Hadi başlayalım o vakit.

  Sosyal sorumluluk, kar amacı giden yahut gitmeyen bir kurum-kuruluşun çevresine verdiği değer bağlamında sadece içinde bulunduğu toplumun faydalarını gözeterek projeler planlama ve uygulamaya koyma anlayışını ihtiva eden bir kavramdır. O halde sosyal sorumluluk için kar elde etme maksadı taşımadığını söylememiz yanlış olmayacaktır.

 Sosyal sorumluluk projeleri şirketlerin halkla ilişkiler birimleri tarafından hazırlanan projelerdir. Sosyal sorumluluk projelerinde şirket çevrenin faydasını gözetirken aynı zamanda şirketin itibarını artırmayı da hedeflemektedir. Bu yüzden bazen 'masum' amaçlarla kullanılmadığı ayandır. Şirketin yeni atlatmış olduğu kriz dönemlerinden sonra ya da basın tarafından markaya gelen bir karalama kampanyası yahut yalan haberden sonra şirket her ne kadar tekzip yazısı yazarsa yazsın bu tekzipler bir sosyal sorumluluk projesi kadar 'aklama' etkisi yapmayacaktır. 

  Sosyal Sorumluluk aynı zaman da şirket için gayet güzel bir reklam fırsatıdır. Ana amaç tabii ki de markanın reklamını yapmak olmasa da marka ismi proje ile anılacağı için bu durum markanın bilinirliğine de olumlu etkilerde bulunacaktır.

  
  Buraya kadar anlattıklarımızın dışında sosyal sorumlulukta göz önünde bulundurmamız gereken bir diğer faktör de etik kavramıdır. Etik kavramı günümüzde çoğunlukla bazı 'sözüm ona' sosyal sorumluluk projesi hazırlığı içerisinde bulunmuş şirketler tarafından göz ardı edilmektedir. Peki nedir bu etik meselesinin özü? Şöyle söylemek gerekirse, sosyal sorumluluk projesinde amaç önceden de dediğimiz gibi çevresel sorunların çözümüne odaklanarak onların çözümünde şirket olarak pozitif katkıda bulunmaktır ve burada herhangi bir ekonomik kazanç niyeti bulunmamaktadır. Yani etik anlayışına göre bir şirket hazırladığı sosyal sorumluluk projesinde kar amacı gütmemelidir. Yahut markanın itibarını yükseltmek veya önceden marka isminin karıştığı bir olaydan ötürü imaj restorasyonu sağlamak maksadıyla sosyal sorumluluk projelerine girişmek sosyal sorumluluk anlayışının etik prensiplerine aykırı düşmektedir. 

  Bu alanda Marmara Medya Merkezi'nde halkla ilişkiler sorumlusu olarak çalıştığım vakitlerde ekibimle beraber hazırlamış olduğumuz sosyal sorumluluk projelerinden birkaçını sizlerle paylaşmak istiyorum.


BİRİKTİRDİĞİNİ BOZDUR, BOZDURDUĞUNU BİRİKTİR!
  
  Bu projemizde öğrencilerin bol olarak bulundukları üniversite ortamlarına para bozdurma makineleri yerleştirmeyi düşündük. Bu sayede öğrenciler akbil, yemekhane vs. ihtiyaçları için aradıkları bozuk paraya kolaylıkla ulaşabilirler.
Ayrıca makinemiz, bozdurulan paranın %10'luk kesimini parayı yatıran kişinin hesabında saklayacak. İster dönem sonlarında ister yıl sonunda hesaba yatırılan paraya ulaşabilen öğrenci kendi harçlığını da yine kendi parasından arta kalanlar sayesinde edinebilecek.

MASKENİ TAK HAYATINA SAĞLIK KAT!

  Toplu ulaşım araçları için düşündüğümüz bu sosyal sorumluluk projemizde de halkın sağlık endişelerine bir son vermek amacı bulunmakta. Vapur, metrobüs, vb. toplu ulaşım araçlarını kullanan yolcularımız toplu ulaşım araçlarına girdiklerinde karşılaşacakları hijyenik maske ve hijyenik jeli kullanarak çevreden bulaşabileceği konusunda tereddüt ettiği virüslerden salgınlardan kendini bir nebzede olsa muhafaza etme şansını yakalayabilecekler.

29 Nisan 2016 Cuma

REKLAMCILIK ÜSTÜNE

Selam millet yine ben.. Bu gece sizinle reklamcılık üstüne konuşalım istedim. Bu alan gerçekten iştah açıcı geliyor bana çünkü işin içinde yaratıcı fikirli olma var ve bu benim halkla ilişkiler gibi ilgilendiğim ve tavsiye ettiğim bir alan.. Reklam en basit şekliyle ürün ve fikrin yayılmasıdır. Ama bu iş uzun süreçlerin sonunda gerçekleşen bir olay. Biraz göz atalım mı? Evet dediniz kabul ediyorum ve bu sürece göz atmaya davet ediyorum.

Düşünün yeni bir parfüm firmasının sahibisiniz ve bir kobisiniz bütçeniz çok; ürününüze çok güveniyorsunuz ama eksik ola bir şeyler var. Nedir?. Tanınma.. Tanınma reklamla mümkün olan bir mesele; bu yüzden bir reklam ajansına ihtiyaç duyuyorsunuz. Ürününüz ile ilgili reklam yapmak istediğinizi belirtiyorsunuz. Ajanstan gelen ilk soru: Satış reklamı mı yoksa imaj reklamı mı istiyorsunuz? 

İmaj reklamı firmanın marka değerini artırmaya yönelik reklamdır. İşin içinde satış amacı yoktur. Bildiğiniz halkla ilişkiler yani. Satış reklamı ise firmanın ürünlerine odaklanarak satışları direkt olarak artırmayı hedefleyen reklamlardır.

Seçiminiz satış reklamı. Detayları anlattıktan sonra ajans sizin belirttikleriniz doğrultusunda bir storyboard hazırlıyorlar bunun demo reklam şekli de var numune olarak bir reklam videosu hazırlayıp size sunuyorlar siz de beğenirseniz reklamın çekim süreci başlıyor. 

Prodüksiyon sürecinden geçen reklam kurguda son kez elden geçtikten sonra medya planlaması da yapılarak belirlenen mecrada hedef kitleye yönlik yayın yapılmaya hazır hale geliyor. Reklamlarrrr!
Firmanın satışları olumlu etkileniyorsa hazırlanan reklamın dönüşü olumlu olmuş demektir birnevi. Değilse gelen eleştiriler ve yorumlar gözönüne alarak reklamınızı iyileştirmeniz de mümkün.

Reklam süreci beni çok heyecanlandıran bir süreç henüz bunun okulunu okumaktayım ve bir an önce bu meslekle ilgili profesyonel sahada olmayı istiyorum. 

Son olarak reklamın iyi olması için yaratıcı olması gerekir. Fakat bunun için çok uçlarda düşünmemek gerekir. Ne demiş usta reklamcı Ali Taran reklam fikri için 'basitin basiti'..

Benden şimdilik bu kadar diğer yazılarımda görüşmek üzere.
Kalın sağlıcakla..

24 Nisan 2016 Pazar

Halkla İlişkileri Anlamak


Selam millet.. İlk yazımdan itibaren size halkla ilişkiler ve reklamcılık öğrencisi olduğumu söylemiştim. Bu yüzdendir ki blogumun bundan sonraki gidişatını iletişim ve kullanılan çeşitli halkla ilişkiler yöntemleri ve de aynı vakitte başarılı-başarısız reklamcılık örneklerini sizlerle paylaşarak belirleyeceğim. İlk olarak ele alacağımız konu halkla ilişkiler... Bu arada kendisi de blogger olan sevgili ablamın düğün telaşı sebebiyle blogumu bu aralar biraz boşlamış gibi oldum; bunun için affınıza sığınıyorum. :) Konuya girmeden önce şunu da özellikle belirtmek isterim; bu blogu açmamın sebebi teoride anlatılan sıkıcı öğretileri burada sürekli olarak tekrar etmek değil. Hepimiz insanız ve bazen sıkılabiliyoruz. O yüzden bazen gündelik yaşamdan da dem vuracağım ruh halime göre anlayacağınız. Girizgah yaptığıma göre konumuza geçebiliriz artık.

Halkla ilişkiler gerçekten ilk bakışta ne iş yaptığı belli olmayan bir alan. Ben bu bölümü okumaya başladığım günden beri çevremdekiler 'Ya sen okuyorsun da mezun olunca ne iş yapacaksın?' diye soruyorlar. Haklılar. Ben bile emin değildim doğrusu ilk zamanlarda. 'Hani okuyoruz güzel de nasıl hayatımızı kazanacağız?' mevzusu revaçtaydı zihnimin sarayında. Tabi zaman geçtikçe bölümle ilgili dersleri aldıkça işin ne olduğunu idrak etmeye başladım.

Halkla ilişkileri; savunma sanatı, ikna çabası, algı operatörlüğü olarak görmek mümkün. Bir halkla ilişkiler uzmanı, çalıştığı firmayı her şekilde savunmakla yükümlüdür. Örneğin bir firmanın ürünleriyle ilgili karşılaştığı herhangi bir sorunda kamuoyuna gerekli açıklamayı yapmak halkla ilişkiler uzmanının görevidir. Bunun dışından halkla ilişkiler mesleğini icra eden kişi firmanın itibar seviyesini yükseklere taşımak, firmanın müşterileriyle iyi ilişkiler geliştirmek ve bu ilişkiler bunları uzun zamanlara yayarak yapmak ve firmanın gereken zamanlarda reklam çalışmalarında bulunarak firmanın tanınırlığını artırmak gibi görevleri üstlenir. Bu sebeplerden dolayı halkla ilişkiler mesleği aynı zamanda liderlik özelliklerini de bu mesleği yapan kişilerde bulunmayı neredeyse zorunlu hale getiriyor. 

Halkla İlişkilerin kurucusu Amerika'da yaşamış olan aynı zaman basın yayın uzmanlığı yapmış olan Ivy Lee'dir. Kavram olarak halkla ilişkiler, Ivy Lee tarafından ilk kez 1897'de yayınladığı 'Yearbook of Railway Literature'  kitabından kullanılmıştır. Bu adamın bilinirliğini artıran olay Rockefeller ailesiyle yaptıkları işlerdir. İlk meşhur müşterisi ise Pennysylvania Railroad olmuştur. Bunlar halkla ilişkiler ile ilgili en temel bilgilerdir. Dediğim gibi teorik detaylara daha çok girerek canınızı sıkmak değil amacım.hocalarımdan öğrendiğim şekliyle şunu belirtmek isterim ki bu mesleği yerine getirenlerin önceden kesinlikle gazetecilikle ile ilgili tecrübelerinin olmalarıdır ve de gazetecilerle olan ilişkilerini iyi derecede tutmalarıdır. Bu tecrübe onların hem medya dilini iyi analiz ederek, onların medyayı daha iyi kavramalarına ve de bazı basın toplantılarında ya da bu tür organizasyonlarda içerden tanıdıkları gazetecileri devreye sokarak bilgiye rahat şekilde ulaşabilmelerini sağlıyor.