27 Mart 2018 Salı

UBER Mİ SORUN ŞİMDİ?



Selam millet. Bu aralar gündemin zirvesindeki konulardan biri de Uber ve Taksiciler arasındaki anlaşmazlık ve ardı arkası kesilmeyen olaylar döngüsü... Şimdi ülkemizde gözle kolaylıkla görülen bir olay var ki kolay kolay iş bulunmuyor ve bulunan işler de herkese uygun düşmüyor. Bu bir gerçek o yüzden ülke olarak yeniliklerin bir çırpıda benimsenmese de kabul edilmesi gerekiyor. En azından benim düşüncem böyle. 

Uber olayına gelirsek. Taksiciler meşhur. Ekmeklerinin peşindeler. Doğru olan da bu zaten ama Uber de yeni ulaşım kanalı. Benimsemeyebilirsin ama onu kabul etmek zorundasın. Yani birileri sana rakip çıktı diye hemen onları yok etmen gerekmiyor. Düşman olmak da gerekmiyor. Öyle olsa her sektörde birileri ekmek kazanırken diğerleri karalar bağlardı. Ortada ne ticaret kalırdı ne de düzen. Şöyle düşünün bir lokantanız var ve hemen sizin dükkanınızın yanına bir dükkan açılıyor. Onlar piyasada henüz yeniler ve siz işin tecrübelilerindensiniz. Bu durumda yapmanız gereken sürekli onları taciz ederek topluma kötü bir şekilde lanse etmek midir? Yoksa onları da rekabete katarak hizmet ve fiyatı optimal seviyelere çekmek midir?

Bu durum benim kafama takılmıştı. Uber henüz piyasaya yeni yeni giren bir hizmet sunuyor. Ve kalite olarak gerçekten üst seviye hizmete sahip. Ücretinizi uygulama üzerinden henüz araca binmeden görüyorsunuz. Taksiyle aynı ücret seviyesine sahipler. Şimdi bir karşılaştırma yapalım. Saat 3'te 4'teki toplantınız için evden çıktınız. Taksi arıyorsunuz. Hangi taksiyi durdurabilirsiniz? Ben söyleyim; çok şanslı değilseniz hiçbirini... Devir saati olayından dolayı taksiyi boş görseniz de onlar sizi yoksaayarak yollarına devam etmekte. Devirlerini gerçekleştirmekteler. Uber için ise aynı durum söz konusu değil. Başka bir örneğe geçeyim. 5 kişi şehir dışına çıkmak için yola koyuldunuz. Ellerinizde valizler. Taksi bekliyosunuz ve bir tanesi yaklaşıyor. Abi bagajı açar mısın? demeye kalmadan 'Olmaz çok ağırlık var!' tepkisiyle ve ardına bakmadan sizden uzaklaşan bir taksi sahnesiyle karşılaşıyorsunuz. Yapacak bir şey yok. 

Uzun lafın kısası Uber kesinlikle desteklenmeli. Bunun için birinci sebep olarak yeni girişimlerin desteklenmesini ayrıca artırılmış hizmet kalitesinin varlığını gösterebilirim. Taksiciler için diyeceğim bir olay varsa da o bu kadar darp girişimlerine kalkışmamaları olacaktır. Çünkü Uberin sürücüsü de bir insan ve o da sizler gibi ekmek parası kazanmanın peşinde. Bugüne kadar taksiyi de Uberi de çoğu kez kullandım. Evet taksiler bir gerçektir fakat aynı zamanda bir nostaljidir. Şöyle düşünmek gerekirse benim Taksicilerden beklentim kendilerini gelişen zamana göre geliştirmeleri olacaktır. Zamanın da Blackberry Nokia gibi dünya devi markalar nasıl Android, İOS gibi işletim sistemlerine yenik düşerek zamanın gerisinde kaldılarsa bu durum onlar için de ön görülebilir. Umarım böyle bir şey yaşanmaz ve taksicilerden beklenen gelişim belki de değişim gösterilebilir. 

Artık kabadayı mafya ayaklarının sökmediği bir ticaret alanından bahsediyoruz. Teknolojiden yanaysan kazanırsın. Değilsen orasını bilemem. Ama umarım teknolojiden yana olmayı seçersiniz. Ayrıca şunu da belirtmeden geçmeyim. Ufak tefek pr oyunlarına da gerek yok. Usulünde çalış hakkıyla kazan. Çok basit. Umarım dediğim anlaşılmıştır.  

Sevgiyle kalın.  

22 Mart 2018 Perşembe

Sağmacılar!


Selam okurlar Umarım iyiyizdir. Bu aralar düşünüyorum da para kazanmak için nasıl bir yol izlemeli insan? Ya da böyle bir şey mümkün mü? vs. Sanıyorum ki birçoğumuz şu günlerde bu tarz düşüncelere yönelmekteyiz. Şimdi kazanacağız kazanacağız tabi de nasıl kazanacağız? mesele orada.

Öncelikle ben artık 'Sene olmuş 2018 sen ne diyorsun? 'Nerede yaşıyoruz ya? gibi cümle kalıplarını kullanmak istemiyorum. Çünkü ülkemizde hatırı sayılır rakamda insanlar henüz bu tür dolandırıcılık olaylarına karşı önlemsiz şekilde hiç de düşünmeden sırf para kazanmak uğruna varını yoğunu verebiliyor. Hadi para verip zengin olmak istiyorsun karşılık olarak alacakların ile farz edelim. Böyle bir işe girişmeden sana teklif eden kişiyi araştırmaz mısın hiç?


Kaldı ki araştırmadan desteklenen bu 'köfte yanaklı' yüzünden insanların genç girişimcilere olan inancı da güveni de azalıyor. Biraz deste verin şu gençlere de yol açılsın. Ama yok. Yetmedi. Biri çıktı dedi ki ben bu köfte yanağın çaldıklarını size geri getiririm ve bir vurgun daha yaptı. 


Bizde kazığın sonu yok ki. Şimdi de Kayseri'den bir arkadaş çıkmış Anadolu Farm'ı kurmuş oradan da ses çıkmadı. Köfte Yanaklı'nın 80.000 kişiyi dolandırdığı yetmezmiş gibi 44.000 kişi daha dolandırılmış oldu. Yaklaşık olarak bilanço ise 710 milyon. Hadi bakalım. Geçmiş olsun.

Pişkinliğin son noktası olarak da yurt dışından bu 'sağmacı' arkadaşların videolarına şahit oluyoruz. Ne denilebilir ki...

17 Şubat 2018 Cumartesi

UZUN ZAMAN SONRA KAVUŞTUK!

Uzun Zaman Sonra Kavuştuk!

Merhaba sevgili okur.. Uzun zamandan sonra yazmaya başlamanın mutluluğunu sizlerle paylaşıyorum. Ülke gündemi, gelişen bilim, sosyal medya üzerine yazılarımı hazırlamaktayım. Bu süre zarfında size yeni bir girişime adım atmış olduğumu sizlere tebliğ etmekten zevk duyuyorum. Bunu sakın 'Bu da reklam yapmaya başladı!' olarak düşünmeyin. Ülkede yeni bir şeylere girişme cesaretinde bulunmak nadir rastlanan olaylardan. Bu yüzden sizleri 'Fotoist7' ile tanıştırmak istiyorum. Ablamla küçükken kurduğumuz bir hayalin gelişim ayağıdır Fotoist7. 

Peki Fotoist7 Nedir ve Biz Burada Neler Yapıyoruz?

Her işin çıkış noktası küçük bir hayaldir aslında. Bizim de çıkış noktamız bu konuda malumdur. Önceden de belirttiğim gibi, böyle bir girişime adım atmak bir hayale dayanmalıydı. Küçüklüğümüzden beri ablamla kendi ajansımızı kurmayı ve beraber güzel işlere imza atmayı isterdik. Eminim ki, herkesin bu şekilde birçok hayalleri vardır. Önemli olan bu doğrultuda gereken adımları atarak hayalleri gerçeğe dönüştürme tutkunuzun olması ve sabırlı olmanız. Size gereken ne varsa aslında hepsi yine sizin içinizde. Sadece doğru zamanın size gelmesini beklemelisiniz. Bu da biraz sabır işi tabi...


Fotoist7'de biz düğün, nişan, seminer gibi tüm özel günlerde fotoğraf çekimleri düzenliyoruz. Ayrıca burada çekilen fotoğrafların baskısını sağlayarak mutlu anları elle tutulur hale getiriyoruz ve eğer isterseniz sizde önceden beri USB belleklerinizde, hafıza kartlarınızda, telefon hafızalarınızda bulunan dijital fotoğraflarınızı da aynı şekilde baskı işlemine tabi tutmaktayız. İlerleyen zamanlarda da kamera çekimleri ve drone ile çekimler gerçekleştirmeyi planlıyoruz. Dedim ya biraz sadece biraz sabır!

Şimdilik sizlere veda etmek zorundayım.
Bu süre içerisinde Fotoist7'yi internet sitesinden ve çeşitli sosyal medya ortamın takip edebilir çalışmalarımız hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz. Geri dönüşleriniz bizler için çok önemli ! Sizlere destekleriniz için şimdiden çok teşekkür ederim. Erişiminiz için site ve sosyal medya linklerini aşağıda paylaşıyor olacağım. Bu arada daha demin veda etmekten bahsetsem de kavuşmamız pek uzun sürmeyecek. :) Bir sonraki yazımda görüşmek üzere. Sağlıcakla kalın!

Fotoist7 web sitesi: www.fotoist7.com
Fotoist7 Facebook : fotoist7
Fotoist7 Twitter : fotoist7
Fotoist7 Instagram : fotoist7
İrt. Tel. : 0542 899 70 05

14 Eylül 2017 Perşembe

BİR TECRÜBEM VAR!

Merhaba sevgili okurlarım, öncelikle bayram haftasında çalışanlara kolay gelsin bol satışlar güzel işler başarmalarını diliyorum son birkaç gün kaldı akabinde bayram gelecek inanın :)) ve tatilde olanlara iyi tatiller diliyorum bol bol yüzün gezin güneşlenin :))  

Bugün sizlere anlatmak istediğim birkaç tecrübe ve doğru olduğunu düşündüklerim hakkında yazmak istiyorum. Herkesin bildiği gibi, Ben okuldan yeni mezun olan bir gencim ve bu zamanlarda insanın kafasında kendini bir yerlere atarak çalışmak isteği tam oranda artış gösteriyor. Bu yüzden ben de böyle bir durumdayken önüme gelen gelen fırsatları kaçırmayarak değerlendirme üzerine kendimi odaklamış durumdayım. Ne yazık ki insan harıl harıl düşünürken önüne çıkan her fırsat için yeterince zaman ayırıp düşünemeyebiliyor. Bu durum kişide hayal kırıklığı oluşturma riskini de beraberinde getirebilir. Benim için tamamen hayal kırıklığı sayılmasa da son zamanlarda ben böyle bir durumun içerisinde buldum kendimi. 

Bugün size bunu açıklamak için buradayım. Mesela kendi hakkınızda karar verirken hele hele bu profesyonel iş anlamındaysa daha hummalı bir süreç dahilinde karar vermeye çalışırken dikkat etmeniz gereken şeylerden bazıları neler olabilir?

-Statü
-Gelir 
-Ünvan
-Olanaklar
-Çevre

Bu değişkenler artırılabilir yahut azaltılabilir. Bu durum kişisel tabi. Fakat insan ne olursa olsun bu kavramlar üstüne sağlam bir şekilde düşündükten sonra karar vermeli. Örneğin çalışacağınız yerin kaç yıllık, ne kadar köklü bir şirket olduğu ya da şirketin bulunduğu yer, konum ve diğerleri... Bunlara dikkat etmeden kesinlikle ve kesinlikle bir şeye karar vermeyin derim. 

Evet son zamanlarda böyle bir şeye, yukarıda bahsettiğim konulara özen göstermeden davrandığım için, tanıklık ettiğimden dolayı; sizler bu konuda daha dikkatli olun diye yazıyorum kendi meşrebimce bu lakırdıları. Yanlış anlaşılmasın sakın.


Ayrıca her insan hata yapabilir ve hatalar düzeltilebilir. Pişman olacağınız şeyler yapmaktan uzak durun. Bu hayatı bir kez yaşıyorsunuz. Keyfince yaşayın. Kendi, mutlu olacağınız, sağlam kararlarınızla yaşayın. Araştırın, sorun, soruşturun her şeyi. Kimsenin sizin üzerinizde baskı kurmasına izin vermeyin, ve kesinlikle ve kesinlikle kalbinizi dinleyin. İşin mantık kısmını çözdükten sonra sonucu bir kenara yazın ve sonrasında kalbinizi dinleyerek oradan çıkan sonucu da ayrı bir kenara not edin sonra kendi mahkemenizi yapmaya hazırsınız. Ben bu mahkemeyi yaptım. En azından bundan sonrası için daha dikkatli olacağıma kendi kendime söz verdim. 

Hayata bir kez gelme şansımız var. Evet çalışmayarak hayatı yaşamamız da mümkün gözükmüyor. (En azından bir kısmımız için.) O yüzden yaşamanız için gerekli olan işi de; üzerinizde baskı kurmayacak şekilde, yaparken başka yerde çalışmayı hayal etmeyeceğiniz şekilde, sürekli üstünüzden baskı alarak stres nöbetleri yaşamayacağınız şekilde; yukarıda da anlattığım gibi kendi mahkemenizi yaparak sağlam bir şekilde belirleyin. Tedbirlerinizi de sağlam alın. Sakin düşünün. Bunların size birer kılavuz olmasını diliyorum. Ben sadece benim edindiğim tecrübeleri yaşamamış olanlara aynı şeyleri yaşamadan hayatlarına 'kestirme' yollardan mutlu devam etmeleri umuduyla döküyorum bu sözleri elektronik yazı tahtamdan.

Zaman ayırıp buralara kadar okuduğunuz için size çok teşekkür ederim. Bir sonraki yazımda görüşmek üzere dostlar. Sağlıcakla kalın...

11 Eylül 2017 Pazartesi

On Difference and Diversification

Media and Culture

Hi comrade!

We were used to watch some tv series on TV, paying attentions to understand what message outdoor billboards give us, people talking to each other with real words, real gestures and mimics just 5 or 6 years ago. But what now? Where is the media now which we were used to see?



Time is a big deal, for sure. Time stands as a huge means of transformation. Isn’t it? I guess, it really is.  I don’t know why there is great mass of transformation all around the world but I have strongly started thinking that it is not a beneficial transforming in the sense of culture. So why? Before continuing, let’s clarify that what I mean by transformation is not the sense of technology or science or religious thoughts or any political, financial development. I am just going to talk about transformation of cultures. Let’s go on now. So, why? Because people have got used to consume what the west culture try to give us. Vice? technology? Immorality? Or what is the thing the west culture has fed us with? I guess all I counted and more and more of it. They all create our answer. It is really confusing stuff to stop for a moment and thinking about it. However, there is a reality that hits us like a slap. All people around the world try to look like someone, not themselves. We go out and hang out with our besties not to chat, not to share our thoughts, feelings about something in our lives or our happiness; but to make a check in on Facebook, publish a tweet on Twitter, share a photo on Instagram; actually to satisfy our biggy egOs and to say people circling us that I am sociable person, damn!

Over a long run, we have forgotten who we were in the beginning and started behaving “like”, looking “like”, hanging out “like”, chilling out “like” etc. like “someone else does”. I know someone just started whispering out in their mind like “Aren’t you one of them?”. I prefer saying “Hell No!”. At least, I am aware of that and try to spread out what I have been aware of.

On the other hand, we have lost our creativeness by that “vicious circle”. I am stating that term, because It no-efficiently happens all the time in today’s world and will be so in the future, seemingly. It even affects advertising world. We see every piece ads as similar on tv listening on radios witnessing in every mediums of advertising. There is almost no place for uniqueness, creativeness. From that time on, people have to think in exact stereotypes. They can’t overflow the water from the glass. Because Cristiano Ronaldo doesn’t do so, for example? Yeah, right.


It is really easy to see cultures loose their uniqueness, differences. They all started looking similar. Diversification decreases. We are all obliged to fit in one shoe. We need to stop it and start thinking different ways, being different worlds, lives. So that we can benefit from our different thoughts about things going on in the world. If you would like to change the world in a serious sense. Do it differently. You can never find a new way to go on which there are some traces.

In final, I would like you to think about an arguable question and to catch your attention about that perceptions on difference and diversification are a way different. Difference is perceived as negative. However, diversification is perceived as positive in, general. I don’t why there is a complexity like that but it is what it is. What would you think about that? You can live as much comment as you want.

Thank you.

24 Temmuz 2017 Pazartesi

Bugün Pazartesi!

Hatırlatmak İstemem Ama; Bugün Pazartesi !



Selam sevgili okur. Pazartesi günü ile ilgili sendrom düşünceleri çoktur Ama size kısaca ben anlıyorum pazartesi gününden onu birkaç cümle ile açıklamaya çalışayım. Benim için haftasonu dediğimiz olay aslında pazar sabahı kahvaltıdan kalktığımız anda son bulur. Kahvaltıdan kalktığımız andan sonrası bana göre pazartesi gününün bir alıştırmasıdır. Bugün kısaca bitecek akşam erkenden uykuya geçilecek ve ertesi erken kalkılıp iş başına geçilecektir. Bu yüzden kahvaltıdan sonra geçen zamanı ben 'pazar' olarak değil 'pazartesi tatbikatı' olarak görüyorum. Yine de ne diyelim; hepimiz için hıphızlı geçen bir pazartesi günü olmasını diliyorum. Sizleri bu güne özel olarak hazırlanmış sevgili Şeyla Halis imzalı eserle başbaşa bırakıyorum. 

Görüşmek üzere.

:)

16 Temmuz 2017 Pazar

İnternet Şiddeti

İNTERNET/SOSYAL MEDYA NEREYE GİDİYOR?

Merhaba sevgili okurlarım, bugün sizlere bahsetmek istediğim ve yeni yeni farkına ziyadesiyle varabildiğim bir konu hakkında birkaç kelam edeceğim.

Geçen gün Youtube’da birkaç tane ‘Youtuber’a ait şiddet videolarına rastladım. Videoların içinde Youtuber olamayıp amatör olarak intihar videoları yayınlayan; hatta kendi intihar videolarını kaydederek yayınlayanlar olduğunu gözlemledim. Bu durum karşısında önce kısa süreli bir şok geçirdikten hemen sonra idrak etmeye çalıştım. İnsan neden böyle bir şeyi neden yapar? diye. İzlenme sayısını artırmak? Daha popüler olmak? Reklam gelirleriyle zengin olmak? Gibi birçok soru geliyor insanın aklına. Peki bunlardan sonra benim aklıma tek bir soru geliyor aslında. ‘Olum, siz manyak mısınız?’… Şöhret sevdası bir insanda bulunacak duygu sellerinden biri olarak makul görülebilir. İnsan bu yoldaki çabalarıyla dilediği başarıyı da yakalayabilir. Kabul. Peki, bir video yükleyip ‘organik’ izleyici sayısını artırmak, sonra da Youtube’dan para kazanmak için bir insanın hayatını görmezden gelmek, ne demektir?  Karşılaştığım örneklerden birini hemen paylaşayım. İlgili video linklerini de altta bulabilirsiniz. Amerika’nın Minnesota Eyaleti’nde yaşayan, Youtube’da izleyici kazanmak için çeşitli videolar çeken Pedro Ruiz III ve Monalisa Perez isimlerindeki genç bir çiftin, geçtiğimiz haziran ayında çektikleri videoda Pedro bir kitap tutarak Monalisa’dan, önceden edindikleri, silah ile ateş etmesini istemiş. Amaç millet izlesin; ‘like-comment-subscriber’ gelsin. Tabi onlar kitabın mermiyi durduracağını düşünmüş. Fakat öyle olmamış. Kız tetiği bastığı anda mermi kitabı delip Pedro’nun göğsüne saplanmış. Çocuk öldü. Kız için de 10 yıla kadar hapis istemi var. (Sanırım bu istem gerçekleşti bu aralar.) Bu arada kızın hamile olduğunu söylemeyi unuttum!.

Ne oldu peki şimdi? Hayatları viraneye döndü. Ne için yaptılar bunu şan şöhret için. Günümüzde medya okuryazarlığına yönelik birçok eğitimler veriliyor. Aynı zamanda online şekilde gerçekleştirilen birçok sosyal medya eğitimleri, seminerler bulunuyor. Bu eğitimlere daha fazla ihtiyaç duyulan bir zamandan geçtiğimizi ve bu gidişle daha çok ihtiyaç duyacağımız zamanlara gittiğimizi düşünüyorum. Tabi bu tür eğitimlerden önce kişinin kendini bireysel anlamda donanımlı yetiştirmesi gerekiyor. Onlara bu anlayışı kazandırmaları beklenen anne-babalarımıza da bu konuda daha fazla görevler düşüyor tabi. Çocuklarımız ağlamasın, bağırıp başımızı şişirmesin diye ellerine bir tablet, telefon vd. tutuşturarak susmalarından rahatlayan anne-babalarımıza ufak bir uyarım olacak: Yapmayın!



Çocuklarınız küçük yaşta bir telefonu nasıl kullanacağını biliyor diye onlardan 5 yıl sonra Mark Zuckerberg olmalarını beklemeyin; hele bununla hiç övünmeyin! Ben  bunu asla doğru bulmuyorum. Eğer çocuklarınızın bu yöndeki eğilimini ‘sevimli’ buluyorsanız onları kodlama, yazılım dünyası ile tanıştırın. ‘Bu yaşta çocuğun kodlama ile, bu tür eğitimlerle vs. ne işi olur?’ da demeyin. Çünkü küçük yaşta onları elektronik dünya ile tanıştıranlar da sizlersiniz. Hem kaldı ki internet alemi inanılmaz bir deniz ve bu deniz çocuklarımız için dibi çok derin bir deniz. Onlara bu denizin kıyısında kulaç atmayı öğretmeden açıklarda dalgalarla boğuşmalarını beklemek çok yanlış.
Aslında başta bu konuya girmeyi düşünmüyordum ama laf lafı açınca buraya kadar geldim. Bunları da eklemeden geçmeyim.

Dostlar elinizden geldiğince kendinizi, sizden küçüklerinizi ve sizden büyüklerinizi, tüm çevrenizi kodlama, web tasarım ve grafik tasarım işleri ile meşgul edin. Geleceğin meslekler, hakkında olan eğilimlerinizi artırın. Ben elimden geldiğince çevremi bu konuda bilgilendirmeye çalışıyorum. Geleceğin teknolojisinde bu alanlar kilit noktalar olacaktır. Bu çok açık.

Her neyse ne zamandır yazamıyordum. Bu arada mazeretim belirteyim; Coca-Cola İçecek şirketinde staj yapmaya başladım. O yüzden tatlı bir telaş var hadi hayırlısı diyelim şimdilik. Bir hayırlı olsun’unuzu alırım. 😊 Bu süreçle ilgili de yazımı paylaşacağım. Konuşuruz yine. Hadi şimdilik kaçtım ben.

İlgili Haber Videoları